Nanoteknoloji ve gen teknolojisi ürünü yeni katkı maddeleri ve tıbbi ilaçlar.
Nanoparçacıklar: Maddenin atomik-moleküler boyutta mühendisliğinin yapılarak
yepyeni özelliklerinin açığa çıkarılması ile oluşan madde parçacıklarıdır. Altın
gibi değerli bir madenin bile nanoparçacık hale geldiğin*de tehlikeli bir
kimyasal katalizöre dönüştüğü ortaya çıkmıştır.
Titanyumdioksit (Ti02): Dünyada en sık kullanılan mineraldir ve nano teknolojide
kullanılan üç ana maddeden biridir. Titanyumdioksit nano parçacıklarının atom
yapısı değiştirilerek, görülebilen ışık huzmesine olan tepkisi “yeniden inşa”
edilmiştir. Işığın (foton) titanyumdioksit nano parçacığına düşmesiyle birlikte,
organik madde, kimyasal reaksiyon sonucu parçalanmaya başlar. Bu yapay
fotosentez, bitkilerde gerçekleşen fotosenteze benzer. Fotosentez, karbondioksit
ve suyun, ışığın da etkisi ile organik madde yani besin üretmesidir. Ancak,
titanyumdioksit, bitkilerden farklı olarak, organik maddeleri parçalayarak
karbondioksit ve suya ayrıştırır, yani tam tersi. Bunun anlamı, titanyumdioksit
nano parçacıkların, herhangi bir organik madde ya da canlı hücreye teması
halinde, canlı dokunun, özel*likle proteinin parçalanmasına ve proteinin
fonksiyonunun değişmesine neden olan kimyasal reaksiyonu başlatabilecek korkunç
bir yetenekte olduklarıdır.
Türkiye’de artık bütün duvar boyaları nanoteknoloji yöntemiyle ve özellikle
titanyumdioksit nanoparçaçıklar ile üretilmektedir. Şu anda Türkiye’de
nanoparçacıklar bütün ilaçlarda, ambalajlı hazır yiyecek ve içeceklerde, tuzda,
şekerde ve unda koruyucu, beyazlatıcı veya nem tutucu olarak kullanılmakta.
Ayrıca kendi kendini temizleyen kumaş ve giysiler üretilmektedir.
Nanoparçacıkların Canlı Organizmalara Etkisi
Nano parçacıkların canlı organizmayı nasıl etkilediğini araştırmak amacıyla
yapılan deneylerde kobay olarak fareler kullanıldı. Fareler bir kaç hafta
boyunca havası, volfram ve kobalt nano parçacıkları ile kirletilmiş bir bölmede
tutuldu. Bilim adamları bu farelerin organizmasına karışan nano parçacıkların
organizmayı hiç bir şekilde terketmediğini ve organlarda çökelti olarak
biriktiğini tespit etti.
Nano parçacıklar canlı hücrenin yapısına nüfuz edebilme ve bunun sonucunda da
genleri mutasyona sokma yeteneğine sahiptir. Ayrıca nano parçacıkların bulunduğu
ortamın solunmasının ciğerlere büyük hasar verdiği tespit edilmiştir.
Terliksiler (dafniya) ve balıklar üzerinde yapılan başka araştırmalarda ise
bunların yaşadığı akvaryuma karbon nano parçacıkları katıldı. İki gün sonra
akvaryumdaki terliksiler hızla ölmeye başlamış, kobay balıkların ise beyin
hücrelerinde hasarlar tesbit edilmiştir.
Nano parçacıkların canlı organizmalar üzerindeki etkisini inceleyen deneyler
Türkiye’de karbon nano parçacıkların suya katılmasıyla devam etmektedir. Ancak
karbon nano parçaçıklar artık terliksilerin suyuna değil, insanların içtiği içme
suyuna katılmaktadır.
Günümüzde Nano teknoloji en geniş şekliyle tıpta kullanılmak üzere
geliştirilmektedir. Bugün nano teknoloji ve gen teknolojisi metodlarıyla
sentetik hormon, enzim, vitamin, aminoasit gibi pek çok yeni ilaç
üretilmektedir. İlaçlarla, yiyecek ve içeceklerle, tuzla ve suyla insan
organizmasına giren nano parçacıkların, insan vücudunda ne gibi kimyasal
reaksiyonlara sebep olabileceği henüz bilinmiyor.
Uzmanlara göre sentetik nano ilaçların vereceği fizyolojik zararların tespiti
imkânsızdır. Belli bir süreçte bağışıklık sistemlerinin farklı özelliklerine
göre herkeste farklı fizyolojik tahribatlar ortaya çıkacak, tehlikenin büyüklüğü
anlaşıldığında ise iş işten geçmiş olacaktır.
Psikolojik savaş ustaları insan ruhunu rehin alma stratejisini çoktan yürürlüğe
koymuştur. Biz artık görünmez bir savaşın tam ortasında yaşıyoruz. Bugün ilaç,
gıda, müzik, sinema, psikotronik ve psikotropik silah endüstrisinin, gen
teknolojisinin ve son olarak nano teknolojinin insanlığı vahim bir
sona doğru hızla sürüklediği çok açıktır.
Uzaktan zihin kontrolü sınırsız bir alandır. Görüntüleme cihazlarıyla, uydudan
takip ile yapılan beyin taraması süper bilgisayarlarda bir araya getirilerek
insan davranışları, tüm yönleriyle, uzaktan idare edilebilir.
Yapay uzuvlara sahip insanlar, beyinlerine yerleştirilen bir tuz tanesi
büyüklüğündeki mikroçip sayesinde robot kollarını ve bacaklarını hareket
ettirebilmektedir ve bu mikroçip, o kişiyi uzaktan yönetmek için yeterlidir.
Ancak mikroçip olmasa bile, beyne mikrodalgalar ve dijital dalgalar iletmek
mümkündür.
Şu anda cep telefonları ve arabalar sürekli olarak izlenmektedir. Uluslararası
büyük firmalardan satın alınan eşyalar ve giysiler RFID (Radyo Frekans Kimliği)
çipleri taşımakta ve böylelikle takip edilebilmektedir. İleride, nüfus
cüzdanları da RFID çipleri taşıyacaktır. Çiplere nano moleküller ile bir nanotüp
yerleştirilebilir, gerektiği zaman bu tüp hareke geçirilebilir, bu tüpün içeriği
vücuda enjekte edilebilir veya planlanan herhangi bir şekilde kullanılabilir.
Yani araba kullanmasak ya da cep telefonu taşımasak da yerimiz tespit
edilebilir, üzerimizde taşıdığımız nanotüp uydudan veya bir bilgisayardan
yönlendirilebilir ve gerektiğinde kullanılabilir. Örneğin bu*gün herhangi birine
ait cep telefonunun radyasyonunun yükseltilmesi, ölümcül bir seviyeye
getirilmesi mümkündür.
Bir insanın parmakizi, avuçiçi, göz irisi, yüzü, retina tabakası, el yazısı,
yürüyüş ve yüz ifadesinin özelliklerinin, kapalı devre kamera sistemleri ve
diğer yöntemlerle biyoölçümleri alınır ve biyo ölçüm tanımlama sistemlerine
aktarılabilir. Bu şekilde o insanın hastalıkları, zayıf noktaları, hafızasındaki
gizli kayıtlar ve ruh hali belirlenebilir.
Nanoteknoloji, Zihin Kontrolünde Gelinen Son Aşama
Bu aşamada insan biyorobot düzeyine indirilebilir.
DNA molekülleri baz alınarak, bir Bio-Nanoteknolojik anahtar olan “Nanoactuator”
geliştirilmiştir. Saç teli kalınlığının binde biri kadar olan nanoactuator
temelde, mikroçipin minyatür bir kanalına bağlanan DNA molekülü ipliğidir ve
canlı hücrelerin ürettiği doğal enerjiyi kullanarak çalışır. O anda meydana
gelen elektronik sinyaller direkt olarak bilgisayara aktarılabilmekte, böylece
canlı biyolojik sistemler dünyası ile bilgisayar dünyası arasında doğrudan
bağlantı kurulabilmektedir. Nanoactuator aynı zamanda organizmalar arasında
bağlantı kurmak için de kullanılabilir. Bu mikroçipin her dokuya, özellikle
beyin dokusuna yerleştirilmesi mümkün*dür.
Bu şekilde, bilgisayardan gelen sinyaller doğrultusunda beyin kontrol altına
alınabilir. Nano-nöro-bilgisayardan beyne yerleştirilen mikroçipe gelen
sinyal1er beyne bir takım resimler, sesler, objeler, kokular ileterek ona
programlar yükleyebilir. Böylece istekler, duygular, sevinçler ve üzüntüler,
insanın yapması veya yapmaması istenenler nano-bilgisayarlar tarafından
yönlendirilebilir. Ve tamamen farklı, yapay bir zihin inşa edilebilir.
Küçücük, birkaç molekül büyüklüğündeki nano aktuatorlar tuza, suya, una veya
herhangi bir yiyeceğe katkı maddesi olarak katılabilir veya solunan havaya
serpilebilir. Sindirim veya solunum yoluyla gelen bu nano parçacıklar vücudumuzu
dolduracak, vücudun her yerine yerleşebilecekler.
Nano-robotlar Hastalıkları Tedavi Edebilecek
İnsan vücudundaki hücreler, nano robat ve nano strürktürler vasıtasıyla
moleküler seviyede takip edilecek, kontrol edilecek ve düzeltilebilecekler. Nano
robotlar hücreleri düzeltme veya yeniden inşa etme yeteneğine sahip olacaklar.
Mesela, insanda erken skleroz başladıysa, vücudundaki nano robotlar hastalığın
yerleştiği bölgeyi bulacak, hasta hücreleri ve damarlarındaki birikintiyi
mekanik ve kimyasal yöntemlerle derhal temizleyecekler. Herhangi bir genetik
hastalığı varsa, nano robotlar hastalık ile bağlantılı geni tespit ederek, kesip
atacak ve yerine yapay “sağlıklı” bir gen yerleştirecekler. Ya da insan
yaşlanmaya başladığında nano robotlar bedeninin tümünü kapsayacak bir çerçevede
her hücreyi atom seviyesinde düzelterek gençlik çağına geri döndürebilecekler.
Ve insan her zaman 20-30 yaşında görünecek.
Binlerce Yıl Önce Ölmüş Varlıklar Diriltilebilecek
Ameliyatlar organlarda değil moleküler seviyede yapılacak ve insan fiilen
ölümsüz olacak. Şayet vücudundaki robotlar hastalığına çözüm getiremezse,
robotlar yeraltında ya da uzayda bulunan “Merkezi Tıp Bilgisayarı”na ulaşarak
ondan yardım isteyecekler. Merkezi Tıp Bilgisayarı ise bütün sağlık
problemlerine çözüm bulabilecek kapasitede olacak. Hatta kriyonik metot ile
yıllar önce dondurulan insanların hücreleri milyonlarca nano robat tarafından
onarılacak ve diriltilecek. Bu şekilde binlerce yıl önce ölmüş fakat cesedi bir
şekilde korunarak tamamen çürümemiş varlıklara, bitki, mikrop, sinek, böcek,
balık, hayvan veya insanlara yeniden hayat verilecek.
Bütün İnsanların Beyinleri Tek Beyin Haline Gelecek
İnsan vücudundaki fizyolojik işlemleri ve kişisel iradeyi elde tutabilen bu nano
bilgisayarın en geç 2050 yılına doğru üretilmesi planlanmıştır. Ancak, nano
bilgisayarı ilk üreten olmak için gelişmiş ülkeler arasındaki yarış sürmektedir.
Dolayısıyla bu nano bilgisayar planlanan tarihten çok daha önce üretilecektir.
Çünkü bu bilgisayara ilk hangi ülke sahip olursa “belirli bir insan”ın beynini
bilgisayara yükleyecek ve vücutlarına birer alıcı niteliğindeki nano parçacıklar
yerleştirilerek, önceden hazırlanmış olan bütün insanların beyinlerini bu
bilgisayarla yönetecek. Böylece bütün insanların beyinleri tek beyin haline
gelecek.
“Ol” Dendiğinde İstenilen Şey Hemen Varolacak
Bütün dünyayı saracak olan, bir kaç molekül büyüklüğündeki nano robotlar, kendi
kendilerine hızlı bir şekilde çoğalabilecekler. Herhangi bir organik veya
inorganik maddeyi atomlarına kadar çözebilecekler. Sonra da bu atomlardan yeni
bir madde veya istenilen herhangi bir eşyayı, hemen hemen her şeyi yeniden inşa
edebilecekler. Nano robotlar insan sesi veya düşüncesi ile yönetilecekler. “Ol”
dendiğinde istenilen şey hemen varolacak!









