<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nano Teknoloji Nedir</title>
	<atom:link href="http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://nanoteknolojinedir.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 04 Sep 2010 07:35:41 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Türk doktordan lösemiye bomba</title>
		<link>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1725</link>
		<comments>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1725#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:35:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünyadan Gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Uçkun]]></category>
		<category><![CDATA[KANSERİN DİRENCİNİ KIRIYOR]]></category>
		<category><![CDATA[lösemiye bomba]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nanoteknolojinedir.com/?p=1725</guid>
		<description><![CDATA[ABD&#8217;de yaşayan Prof. Fatih Uçkun, çapı 1 santimden 1 milyon kere daha küçük ufak torbacıklar içine yüklenmiş ilacı, sadece kanserli hücrelere yollayarak, lösemi tedavisinde hayati bir adıma imza attı
Amerika&#8217;da yaşayan Türk Profesör Fatih Uçkun, lösemiye karşı geliştirdiği &#8216;akıllı bomba&#8217; yöntemi ile tıp dünyasının gündemine oturdu. Amerikan Sağlık Bakanlığı, bu araştırmanın ilaca dönüştürülmesi için 2.5 milyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/09/lösemi-ted1.bmp"><img class="alignleft size-full wp-image-1726" title="lösemi-ted" src="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/09/lösemi-ted1.bmp" alt="" /></a>ABD&#8217;de yaşayan Prof. Fatih Uçkun, çapı 1 santimden 1 milyon kere daha küçük ufak torbacıklar içine yüklenmiş ilacı, sadece kanserli hücrelere yollayarak, lösemi tedavisinde hayati bir adıma imza attı</p>
<p><!--Smartlink reklam kodları için  olmalı! F.M.-->Amerika&#8217;da yaşayan Türk Profesör Fatih Uçkun, lösemiye karşı geliştirdiği &#8216;akıllı bomba&#8217; yöntemi ile tıp dünyasının gündemine oturdu. Amerikan Sağlık Bakanlığı, bu araştırmanın ilaca dönüştürülmesi için 2.5 milyon dolarlık bütçe ayırdı. İlacın diğer çocuk kanserleri için de kullanılması hedefleniyor. Çocuklarda sık görülen kan kanserine karşı, nanoteknoloji ile tedavi konusunda çalışan Prof. Uçkun başkanlığındaki ekip, ilacın sağlıklı dokulara zarar vermeden kanserli bölgenin en derinine iletilmesini sağladı. Bunun için, çapı 1 santimden 1 milyon kere daha küçük ufak torbacıklar içine yüklenmiş ilaç, bir füze gibi yalnızca kanserli hücreye gönderildi. Böylece başka hiçbir yere zarar vermeden kanserli hücreler &#8220;bombalandı.&#8221; <strong></p>
<p>KANSERİN DİRENCİNİ KIRIYOR </strong><br />
Kanser tedavisinde kemoterapiye ve radyoterapiye direnci kıran bu yöntem, dünyaca ünlü tıp dergisi British Journal of Hematology&#8217;de yayımlandı. Amerikan Sağlık Bakanlığı Ulusal Kanser Enstitüsü ilacın geliştirilmesi için 2.5 milyon dolar bağışladı. Bu destek, yeni tedavi yöntemlerinin daha da geliştirilmesini amaçlıyor. Araştırmacılar da, yöntemin kısa sürede sonuç vermesi konusunda bir hayli iyimser konuşuyor. Güney Kaliforniya Üniversitesi&#8217;nde öğretim üyeliği de yapan ünlü Türk Profesör Fatih Uçkun&#8217;un araştırmalarına tıp dünyası büyük umut olarak bakıyor. Uçkun&#8217;un başkanlığını yürüttüğü Sabah Araştırma Enstitüsü, Amerika&#8217;daki en büyük çocuk sağlığı araştırması kurumu. Bu merkezde 100 araştırmacı, 186 laboratuvarda çalışma yapıyor. Prof. Dr. Uçkun, bu enstitüyü zorlu bir hastayı sağlığına kavuşturduktan sonra, gelen yardımla kurdu. <strong></p>
<p>HAYATI BİR BAĞIŞLA DEĞİŞTİ </strong><br />
Prof. Dr. Uçkun, bir doktor arkadaşı tarafından gönderilen umutsuz hastayı tedavi etti. Sağlık sigortası bulunmadığı için özel izinle tedaviye aldığı bu hastanın, aslında 1.7 milyar dolar serveti bulunan ünlü işadamı Wayne Hughes&#8217;un oğlu olduğu ortaya çıktı. Hughes, bir hafta ömür biçilen oğlu kurtulunca, Uçkun&#8217;a 200 milyon dolar bağışladı. Prof. Dr. Fatih Uçkun da bu para ile enstitünün temellerini attı.<br />
<strong><br />
TEDAVİYE OLAN DİRENÇ KIRILACAK</strong><br />
Prof. Dr. Fatih Uçkun tıp dünyasında büyük yankı uyandıran yöntem için, &#8220;Amacımız, hedefe yönelik ilaçlarla kanserin tedaviye direnç mekanizmasını felce uğratmak. Çalışmanın uzun dönemde tüm çocukluk dönemi kanserleri için uygulanması hedefleniyor&#8221; dedi. Los Angelas Çocuk Hastanesi&#8217;ndeki Araştırma Enstitüsü&#8217;nde de bu ilaçlar üzerine araştırma yapılacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2&amp;p=1725</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşayan teknoloji dönemi</title>
		<link>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1719</link>
		<comments>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1719#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:28:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünyadan Gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[ACS Nano]]></category>
		<category><![CDATA[Bağırsak hastalıklarında imdada yetişen mikroplar]]></category>
		<category><![CDATA[Biomacromolecules Dergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. James Culver]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Terry Hazen]]></category>
		<category><![CDATA[Genome Research]]></category>
		<category><![CDATA[iyi bakteriler]]></category>
		<category><![CDATA[Lawrence Berkeley]]></category>
		<category><![CDATA[Maryland Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[miko-nano teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mikro-nano teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrobiyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[MIT]]></category>
		<category><![CDATA[Oceanspirillales]]></category>
		<category><![CDATA[ülseratif kolit ya da Chron's]]></category>
		<category><![CDATA[Virüslerden yapılan giyilebilir pil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nanoteknolojinedir.com/?p=1719</guid>
		<description><![CDATA[YAŞLARI 2 ila 5 arasındaki çocukları oynarken seyrederken, anne ve babalarının dışında başka koruyucu bir gücün, onları görebilecekleri ciddi fiziksel zararlara karşı kolladığını düşünmüşümdür. Tam ciddi bir kazaya ramak kala mucizevi bir şekilde kurtuluverirler. O kurtulmanın verdiği güvenceyle başka bir tehlikeli aktivitenin içerisinde buluverirsiniz onları. Böylece eliniz yüreğinizde &#8220;Aman aman&#8230;&#8221; nidalarıyla peşlerinde koşuşturarak, ufak sıyrıklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div><a href="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/09/virüs-plastik-pi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1720" title="virüs-plastik-pi" src="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/09/virüs-plastik-pi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>YAŞLARI 2 ila 5 arasındaki çocukları oynarken seyrederken, anne ve babalarının dışında başka koruyucu bir gücün, onları görebilecekleri ciddi fiziksel zararlara karşı kolladığını düşünmüşümdür. Tam ciddi bir kazaya ramak kala mucizevi bir şekilde kurtuluverirler. O kurtulmanın verdiği güvenceyle başka bir tehlikeli aktivitenin içerisinde buluverirsiniz onları. Böylece eliniz yüreğinizde &#8220;Aman aman&#8230;&#8221; nidalarıyla peşlerinde koşuşturarak, ufak sıyrıklar ve morluklarla büyümelerini gözlemlersiniz.</div>
<div>İki yıl önce uzay araştırmacılarıyla bir arada çalışırken aynı duyguları, dünyayı, o bilim insanlarının gözüyle incelerken de yaşadım. Bildiğimiz bütün gezegenler, yüzey şekillerini değiştirecek büyüklükteki göktaşı bombardımanlarıyla sık sık yüz yüze kalırken, sanki büyülü bir güç dünyanın tüm düzenini allak bullak edecek göktaşı çarpmalarını engelliyor. Doğada çok büyük yıkımlar ve kayıplar yaşanırken bir şekilde denge yeniden kuruluveriyor.</div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>Doğa bir yolunu buluyor</strong></div>
<div>Bütün bu değişimlerin ve benim &#8220;büyülü&#8221; diye tanımladığım nice doğaüstü olguların bilimsel açıklamaları vardır mutlaka. Fakat bilimin açıklayamadığı sayısız fenomenler de var. Bunlardan biride bu hafta salı günü Journal Science Express Dergisi&#8217;nde açıklanan bir araştırmanın sonuçları. BP&#8217;nin deniz içindeki petrol araştırmaları sırasında borulardaki kaçaktan dolayı tonlarca petrol denize boşalmış ve tüm deniz canlılarını ciddi boyutlarda etkilemişti.</div>
<div>Bilim insanları, Meksika Körfezi&#8217;ni temizlemek için projeler hazırlayadursun, araştırmacı Dr. <strong>Terry Hazen </strong>henüz hiçbir temizleme girişiminin bulunmamasına rağmen yağların yavaş yavaş denizden yok olduğunu gördü. California&#8217;nın Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuvarı&#8217;nda çalışan Dr. <strong>Hazen, </strong>deniz suyundan örnekler alarak incelemeye başladı.<strong> </strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<div><strong>&#8220;Oceanspirillales&#8221; </strong>cinsine ait ama daha önce hiç görülmemiş, hızla üreyen bir bakteri türünün tüm körfezi sarmış olduğunu hayretler içerisinde gördü. Bu bakteri, okyanustaki ortalama ısı olan 5 derecede ürüyor ve yaşamak için petrol <strong>&#8220;yiyor&#8221;.<br />
</strong></div>
<div>Bir mikrobiyolog olarak şunu söyleyebilirim ki, haberde buraya kadar bir olağanüstülük yok. Mikroplar bulundukları ortama adapte olabilirler, yani mutasyona uğrayarak farklılaşabilirler. Fakat en şaşkınlık veren şey, bu mikrobun petrol <strong>&#8220;yerken&#8221; </strong>oksijen tüketmesi ve doğaya zarar vermesi beklendiği halde, oksijen tüketmemesi.</div>
<div>Zaman zaman merak ediyorum. Acaba petrol sızıntısından daha çok çevreyi egosuyla kirletenler için de o koruyucu güç, bir dengeleme planı yapmakta mıdır? Yoksa o plan çoktan uygulamaya girmiştir de bizler mi göremiyoruz?<strong><br />
</strong><br />
<strong>Virüslerden yapılan giyilebilir pil<br />
</strong><br />
İNSANOĞLU yüzyıllardır virüslerden kurtulmak için çalışırken, gelişen miko-nano teknolojiyle artık virüsleri alet olarak kullanmayı başardı. Örneğin, son zamanlarda MIT ve Maryland Üniversitesi araştırmacıları, ortak yaptıkları araştırmalar sonunda iki çeşit virüs kullanarak lityum-iyon pilleri oluşturdular. Düzenekte tütün bitkisinden izole edilen virüslerden bir çeşit anot, diğer çeşit de katot olarak kullanıldı.</div>
<div>
Bu inanılmaz çalışmanın başarılı sonuçları ilk olarak Amerikan ordusunun dikkatlerini çekti. Çünkü orduda askerlerin taşıdığı ağır yüklerin arasında aküler ve piller bulunmakta. Virüslerin oluşturduğu pil sıvı formda olacağından ve bu sıvı püskürtüldüğü yüzeyde işlevselliğini devam ettirebildiğinden ordu kıyafetlerinin kumaşlarında kullanılması planlanıyor.</div>
<div>
Bu buluşlarını ACS Nano isimli dergide geçen hafta yayımlayan araştırmacılardan Dr. <strong>James Culver, &#8220;Bu yapıyı virüssüz de oluşturabiliriz. Fakat virüsler işlevsel bir pil oluşturmayı bir gece içerisinde kusursuz bir şekilde yapabiliyorlar. Yani elimizde mükemmel çalışan kölelerimiz var&#8221; </strong>dedi.<br />
Şimdi bu buluşun, tank ve cep telefonlarının yüzeyinde de kullanılıp kullanılamayacağı tartışılıyor.<strong><br />
</strong><br />
<strong>Bağırsak hastalıklarında imdada yetişen mikroplar<br />
</strong><br />
İNSAN vücudunda, vücudu oluşturan hücre sayısının en az 10 katı kadar bakteri bulunuyor. Ve bu bakterilerin çoğu bağırsakta yer alıyor. Bu bağırsak bakterilerinin çeşidi ve oranı, ülseratif kolit ya da Chron&#8217;s hastalığında çok değişmektedir.</div>
<div>
Sağlıklı bir insanın bağırsağında binden fazla çeşit bakteri yaşamaktadır. Genome Research isimli bilimsel dergide bu hafta yayımlanan bir araştırmada, bağırsak hastalıklarında hiç antibiyotik kullanmadan prebiyotik ve probiyotik olarak isimlendirilen tabletleştirilmiş <strong>&#8220;iyi bakteriler&#8221; </strong>kullanılarak bir sonuca ulaşılamadığı açıklandı.<br />
En iyi alternatif olarak, bağırsak sorunu olmayan bir insanın izole edilen bağırsak bakterilerinin hasta olan kişiye transplantasyonu önerildi. İspanyol ve Amerikalı bilim insanlarının ortak yaptığı bir araştırmada, bakteri transplantasyonu ilk kez deney hayvanları üzerinde denendi ve çok başarılı sonuçlar elde edildi.<br />
Mikrobiyoloji dünyasında tartışmalara yol açan bu ilginç araştırma, aldığı eleştirilere rağmen birçok araştırma fonundan destek koparmayı başarabildi.<strong><br />
</strong><br />
<strong>Bakterileri &#8216;şşşşt&#8217; diye susturan plastik<br />
</strong><br />
BAKTERİLER ürerken kendi aralarında kimyasallarla bir komünikasyon kurarlar, bu yolla birbirlerine bilgi aktarırlar ve antibiyotik direnci geliştirirler.</div>
<div>Biomacromolecules Dergisi&#8217;nde, bakterilerin saldıkları bu kimyasal maddeyi emerek yok eden ve böylece aralarındaki <strong>&#8220;konuşmayı&#8221; </strong>durduran yeni bir plastik madde tanımlandı.</div>
<div>
Bu plastiğin 2011&#8242;den itibaren su şişelerinde, sağlık sektöründe, yiyecek saklama kaplarında, hatta oyuncaklarda dahi kullanılması planlanıyor.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2&amp;p=1719</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ebedi gençliğin sırrı çözüldü</title>
		<link>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1716</link>
		<comments>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1716#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:14:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünyadan Gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[biyo-kimyasal]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Charles Lieber]]></category>
		<category><![CDATA[Dr. Yaakov Nahmias]]></category>
		<category><![CDATA[Fenofibrat]]></category>
		<category><![CDATA[Jerusalem Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[nano cihaz]]></category>
		<category><![CDATA[Naringenin]]></category>
		<category><![CDATA[Rosigitazon]]></category>
		<category><![CDATA[Science' Harvard Üniversitesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nanoteknolojinedir.com/?p=1716</guid>
		<description><![CDATA[Pes vallahi!.. Bundan böyle öyle ezber bozan haberler duyacaksınız ki ağzınız bir karış açık kalacak, kafanız iyice karışacak. Nitekim, karışmaya başladı bile.
Şöyle bir hatırlayın. Daha düne kadar doğru bildiğiniz bazı verilerin, bilgilerin yanlış olduğuyla ilgili haberler çıkıyor ve siz &#8216;Hangisine inanayım&#8217; diyorsunuz ya, bütün bunların sebebi &#8216;Nano teknoloji&#8217; denilen bilim alanındaki gelişmeler.
BÜYÜK GELİŞME
İster inanın ister [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/09/ebedi-geçlik.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1717" title="ebedi geçlik" src="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/09/ebedi-geçlik-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Pes vallahi!.. Bundan böyle öyle ezber bozan haberler duyacaksınız ki ağzınız bir karış açık kalacak, kafanız iyice karışacak. Nitekim, karışmaya başladı bile.<br />
Şöyle bir hatırlayın. Daha düne kadar doğru bildiğiniz bazı verilerin, bilgilerin yanlış olduğuyla ilgili haberler çıkıyor ve siz &#8216;Hangisine inanayım&#8217; diyorsunuz ya, bütün bunların sebebi &#8216;Nano teknoloji&#8217; denilen bilim alanındaki gelişmeler.</p>
<p><strong>BÜYÜK GELİŞME</strong><br />
İster inanın ister inanmayın, nano teknoloji alanında yapılan araştırmalar sonucunda geliştirilen ve gözle görülmeyecek küçük bir aletle, artık hücrenin içerisinde ne olup bittiğini gözlemlemek, araştırmak mümkün olacak.<br />
Mesela, silisyum kullanılarak geliştirilen böyle bir akıl almaz küçüklükteki aletle, canlı ve çalışan bir kalp hücresinin içine girilip, nasıl çalıştığı, elektriki olayların gelişimi, genetik bilgilerin saklı olduğu hücre çekirdeği izlenebiliyor ve hücre içi görüntüleri silisyumdan yapılmış bir mini ötesi incelikte kablo vasıtasıyla, bir monitöre aktarılıp, izlenebiliyor.<br />
Dünyaca ünlü bilim dergisi, &#8216;Science&#8217; Harvard Üniversitesi uzmanlarından Dr. Charles Lieber ve başkanlığındaki bir grubun böyle bir nano ölçüm ve izleme aleti geliştirip, başarıyla çalıştırdıklarını açıkladı.<br />
Açıklamaya göre, kimyager ve mühendislerden kurulu bu kadro, geliştirdikleri nano cihazla, canlı bir horozun kalp hücresine girip, işleyişini monitöre aktardılar. Akıl almaz boyutta buluşlara yol açacak bu keşif haklı olarak dünya bilim çevrelerinde büyük ilgi toplamış durumda.<br />
Bilim çevrelerini heyecanlandıran bu keşif sonrası, hem de çok yakın bir gelecekte, hücrelerdeki tüm gizemli yapı özellikleri ve biyo-kimyasal oluşumlar; bu arada hayatın oluşumu, sonlanışı saniye saniye izlenecek.<br />
Yani, ebedi hayatın, ölümün, ısmarlama mükemmel insanın, canlının nasıl yaratılabileceğinin sırlarını çözmeye bir adım kaldı&#8230;<br />
Düşünün bir, bu nano alet vasıtası ile hücreye girip, DNA bilgilerine, bu bilgiler doğrultusunda oluşan hayata yön veren oluşumlara istediğiniz gibi yön verebiliyorsunuz&#8230; Mesela, ölümcül bir hastayı, onun hücresine girerek, neyin hasta ettiğini tespit edebiliyorsunuz, sonra da sebebi bulup hastalığı ortadan kaldırabiliyorsunuz.<br />
Yetmedi!.. 70 yaşına gelmiş yaşlı eşinizin hücre bilgilerine müdahale edip, onu afet haline dönüştüre biliyorsunuz&#8230; Tabii, aynı yaştaki erkeği de &#8216;Herkül&#8217; yapabiliyorsunuz. Pes vallahi!.. deyişim, bu yüzden. Haksız mıyım?..</p>
<p><strong>MUCİZE ETKİLİ KİMYASAL</strong><br />
Hani, &#8216;Tüfek icat oldu mertlik bozuldu!&#8217; denir ya, nano teknoloji icat olunca, tüm ezberler de bozulmaya başladı. Çünkü, bu teknoloji ile bir çok yaşam sırrına ulaşmak artık mümkün. Mesela&#8230;<br />
Daha düne kadar kilo vermek veya karaciğer yağlanmasını önlemek, kandaki yağ asitleri seviyesini düşürmek, kolesterol oluşumunu engellemek, azaltmak; hücrelerin İnsulin hormonuna duyarlılığını arttırarak kan şeker oranını sağlıklı hale getirmek için sıkı perhize girmek, bir dolu ilaç kullanmak gerekirdi. Ancak, Jerusalem Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Yaakov Nahmias başkanlığındaki uzmanların nano teknoloji imkanlarıyla yaptıkları araştırma, bundan böyle perhiz ve ilaç olmadan da kolesterolden, yağlardan kurtulup, sağlıklı olunabileceğini ortaya çıkardı.<br />
Bu konuda yapılan açıklamaya göre; Greyfurt meyvesinde bulunan Naringin adlı kimyasal, besi yoluyla alındıktan sonra organizmada Raningenin adlı kimyasala dönüşmektedir. Dr. Nahmias ve arkadaşları, özel teknikle elde ettikleri Naringenin kimyasalı ile yaptıkları araştırmalar sonunda, bu kimyasalın karaciğerdeki yağların çözülmesini hızlandırdığını, kolesterol oluşumunu azalttığını, hücrelerin İnsuline olan hassasiyetini arttırarak İnsulin hormonunun organizma şeker seviyesini normale dönüştürdüğünü ortaya çıkardılar.<br />
Eskiden bu gelişmeler Fenofibrat ve Rosigitazon adlı ilaçlar ve sıkı diyetle elde edilebiliyordu.<br />
Doğal ve yan etkisi olmayan Naringenin adlı kimyasal kısa bir süre sonra piyasaya sürülebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2&amp;p=1716</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hastalıkların yüklendiği Akıllı Kart&#8217;a &#8216;nano&#8217; güvenlik</title>
		<link>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1713</link>
		<comments>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1713#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:08:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı kart]]></category>
		<category><![CDATA[akıllı kartlar]]></category>
		<category><![CDATA[damar haritası]]></category>
		<category><![CDATA[kişiye özel parmak izi]]></category>
		<category><![CDATA[yeni nüfus cüzdanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nanoteknolojinedir.com/?p=1713</guid>
		<description><![CDATA[Nüfus cüzdanı yerine geçecek olan &#8216;Akıllı Kart&#8217;lar olağanüstü güvenlik önlemleriyle donatıldı. Kişiye özel parmak izinin yer alacağı kartlara şimdi de damar haritası koyuldu. Bu yönteme başvurmanın gerekçesi, parmak izinin ikizlerde bile aynı olması sebebiyle, güvenlik duvarının delinebileceği ihtimali. Onun yerine kişiye has damar yapısı okutuldu. Kartlarda kişilerin kan grubu ve son bir yılda geçirdiği hastalıklar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/09/yeni-nufus-cuzdani-2.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1714" title="yeni-nufus-cuzdani-2" src="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/09/yeni-nufus-cuzdani-2-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Nüfus cüzdanı yerine geçecek olan &#8216;Akıllı Kart&#8217;lar olağanüstü güvenlik önlemleriyle donatıldı. Kişiye özel parmak izinin yer alacağı kartlara şimdi de damar haritası koyuldu. Bu yönteme başvurmanın gerekçesi, parmak izinin ikizlerde bile aynı olması sebebiyle, güvenlik duvarının delinebileceği ihtimali. Onun yerine kişiye has damar yapısı okutuldu. Kartlarda kişilerin kan grubu ve son bir yılda geçirdiği hastalıklar yer alacak.</p>
<p>İki yıl içinde kullanıma girmesi beklenen akıllı kartlar testlerden geçti. Kartlarda yer alan kişiye has özel çiplere parmak izinin yanı sıra işaret parmağındaki damar haritaları da okutuldu. Pilot olarak kullanılan Bolu&#8217;da, vatandaşların işaret parmağındaki damarların sayısı ve yapısı da çipe aktarıldı. Bu bilgilerle kişiye ait bilgiler eşleştirildi. TÜBİTAK başkanlığında yürütülen çalışmalar sonuca yaklaştı. Kurumlarla yapılan çapraz kontrollerde çipte yer alacak her türlü bilgi ve belge tasnif ediliyor.</p>
<p>BAŞKASININ YERİNE KULLANIM İMKANI SIFIR</p>
<p>Söz konusu düzenlemenin, kişisel güvenliğin yanı sıra bir kartın başkasının yerine kullanılmasını önleme amacı taşıdığı belirtiliyor. Fransa&#8217;da başkalarının yerine kullanım bol olduğu için benzer suistimalin Türkiye&#8217;de yaşanmaması maksadıyla önlem alındı. Sağlık karnesi yerine de kullanılacak kartların, başkaları tarafından kullanılarak sağlık harcamalarının artırılmasının önüne geçilmesi amaçlandı.</p>
<p>Şu anda kurumlardan, kartlardaki çipte yer alacak bilgiler isteniyor. Sosyal Güvenlik Kurumu, kan grubu, kronik hastalıkları ve son bir yıldaki tahlil, teşhis ve tedavilerin yer almasını istedi. Kan ve idrar tahlillerinin ayrıntılarıyla aktarılacağı çip sayesinde gereksiz tahlil yapılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Bir hafta önce hastaneye giden bir hastanın verdiği kan tahlili ve röntgen sonucu çipte yer alacağı için hastanelerde doktorlar görebilecek. Bir hafta sonra başka hastanedeki doktor tahlil istemeden vatandaşın taşıdığı hastalık hakkında genel bilgiye sahip olacak.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2&amp;p=1713</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GOOGLE DOODLE BUCKYBALL NANO TEKNOLOJİSİ</title>
		<link>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1710</link>
		<comments>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1710#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Sep 2010 07:03:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünyadan Gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Bor buckyball'u]]></category>
		<category><![CDATA[Buckminsterfullerene]]></category>
		<category><![CDATA[BUCKYBALL NANO TEKNOLOJİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[Fulleren Kimyası]]></category>
		<category><![CDATA[Harold Kroto]]></category>
		<category><![CDATA[karbon allotropu]]></category>
		<category><![CDATA[karbon disülfit]]></category>
		<category><![CDATA[karbon nanotüp]]></category>
		<category><![CDATA[Nanotomurcuk]]></category>
		<category><![CDATA[Nanotüp]]></category>
		<category><![CDATA[Rice Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Richard Smalley]]></category>
		<category><![CDATA[Robert Curl]]></category>
		<category><![CDATA[Sussex Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Tüp Fulleren]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nanoteknolojinedir.com/?p=1710</guid>
		<description><![CDATA[Fullerenler 1985&#8242;te Robert Curl, Harold Kroto ve Richard Smalley tarafından Sussex Üniversitesi ve Rice Üniversitesinde bulundu. Fullerenler bir karbon allotropu ailesidir. Richard Buckminster Fuller&#8217;a ithaf edildi. Küre yapılılara buckyball denir. Fullerenler tamamen karbon atomundan oluşur ve küre, ellipsoit (Dünya&#8217;yın şekline benzer) veya tüp şeklinde olabilir. Silindirik olanlarının ismi karbon nanotüptür. Yapısal olarak grafine benzerler; grafinler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/09/googledoodlebuckblaay.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1711" title="googledoodlebuckblaay" src="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/09/googledoodlebuckblaay-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Fullerenler 1985&#8242;te Robert Curl, Harold Kroto ve Richard Smalley tarafından Sussex Üniversitesi ve Rice Üniversitesinde bulundu. Fullerenler bir karbon allotropu ailesidir. Richard Buckminster Fuller&#8217;a ithaf edildi. Küre yapılılara buckyball denir. Fullerenler tamamen karbon atomundan oluşur ve küre, ellipsoit (Dünya&#8217;yın şekline benzer) veya tüp şeklinde olabilir. Silindirik olanlarının ismi karbon nanotüptür. Yapısal olarak grafine benzerler; grafinler altıgen halkalara sahiptir, fullerenlerde beşgen halkalar da mevcuttur.</p>
<p>İlk bulunan fulleren C60&#8242;tır. (60 karbondan oluşan top) Fulleren saflaştırması kimyacılar için hala büyük bir sorun ve büyük ölçüde fulleren fiyatlarını bu süreç belirliyor. 10 gr %99.9 saflıktaki C60&#8242;ın bir gramı şu an için 55$, 10 gramı 450$. (Fulleren fiyatları için tıklayın.)Diğer fulleren örnekleri: yıldırımdan sonra oluşan iste saklanan C70, C76 ve C84 molekülleri.<br />
Mart 2008&#8242;de fullerenlerin içinde ağırlıklarının %8&#8242;i kadar hidrojen depolayabilecekleri bulunmuştur. (1)</p>
<p>Fullerenler çok reaktif yapılardır.</p>
<p>Nanoteknoloji dalında fullerenlerin ısı direnci ve süperiletkenlik özellikleri üzerinde çok durulmaktadır. Ayrıca fullerenlerin molekül tanıma uygulamalarında da kullanılması düşünülmektedir; mesela HIV virüsü tesbiti için.</p>
<p>C60&#8242;ın fiziksel özellikleri:<br />
Ağırlık bakımından yoğunluk: 1.72 g/cm3<br />
Moleküler yoğunluk: 1.44 x 1021/cm3<br />
İki karbon arası ortalama uzaklık: 1.44 Å<br />
Dış Çap: 10.18 Å<br />
Atom başı bağlanma enerjisi: 7.4 eV<br />
Kaynama noktası: 800 K&#8217;da süblimleşiyor</p>
<p>Fullerenler bir çok çözücüde çözünürler. En yaygın olanları toluen ve karbon disülfittir. Bu sıvılarda çözüldüğü zaman saf Buckminsterfullerene mor rengi, C70 kırmızı kahverengi rengi alır. Fullerenler oda sıcaklığında bir çok çözücüde çözünebilen tek karbon allotropudur.</p>
<p>-Bir çok araştırma fullerenlerin zehirli olmadığını ispatlamıştır.</p>
<p>-Fulleren Kimyası adlı Kimya biliminin alt dalı vardır.<br />
Top Fulleren Çeşitleri:<br />
-Buckminsterfullerene<br />
-Bor buckyball&#8217;u<br />
Tüp Fulleren çeşitleri:<br />
-Nanotomurcuk<br />
-Nanotüp</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2&amp;p=1710</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haşere kovan pijama ile Avrupa&#8217;ya açıldı</title>
		<link>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1707</link>
		<comments>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1707#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 10:08:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Nano Teknoloji Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Black Spade]]></category>
		<category><![CDATA[haşere kovan ve terletmeyen çamaşır]]></category>
		<category><![CDATA[Narkonteks]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nanoteknolojinedir.com/?p=1707</guid>
		<description><![CDATA[Yabancı firmalara iç giyim üreten Narkonteks firması kendi markasıyla haşere kovan ve terletmeyen çamaşır üreterek Avrupa&#8217;ya açıldı.
2005 yılında faaliyete başlayan ve Avrupa merkezli pek çok tanınmış iç giyim markasına üretim gerçekleştiren, 2007&#8242;den bu yana da kendi markası olan Black Spade&#8217;i yurtiçi ve yurtdışında büyütmeye devam eden Narkonteks, ürün ve iş süreçlerindeki yenilikçi adımlarıyla sektörde kendine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/08/haşerepijama1.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1708" title="haşerepijama" src="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/08/haşerepijama1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Yabancı firmalara iç giyim üreten Narkonteks firması kendi markasıyla haşere kovan ve terletmeyen çamaşır üreterek Avrupa&#8217;ya açıldı.</p>
<p>2005 yılında faaliyete başlayan ve Avrupa merkezli pek çok tanınmış iç giyim markasına üretim gerçekleştiren, 2007&#8242;den bu yana da kendi markası olan Black Spade&#8217;i yurtiçi ve yurtdışında büyütmeye devam eden Narkonteks, ürün ve iş süreçlerindeki yenilikçi adımlarıyla sektörde kendine farklı bir yer edindi.</p>
<p>Dünya Gazetesi&#8217;nden Ahmet Usman&#8217;ın haberine göre, firmanın antibakteriyel ve ürünlerin hızlı kurumasını sağlayacak nanoteknoloji uygulanmış çamaşırlar, termal iç giyim, haşere savar tişört ve pijama, kadın ve erkekler için pamuklu korse, doğum sonrası emzirme tişörtü gibi farklı inovatif ürünleri var. Türkiye&#8217;de inovasyonun ürün geliştirme olarak algılandığına dikkat çeken Narkonteks AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Toygar Narbay, inovasyonu ürünle sınırlamanın firmalara kalıcı bir üstünlük sağlamayacağını belirtti.</p>
<p>İş hayatına 1990 yılında Ege Üniversitesi tekstil mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra atıldığını dile getiren Narbay, &#8220;2001 yılına kadar Türkiye&#8217;nin önde gelen holdinglerinin tekstil ve konfeksiyon şirketlerinde üst düzey yöneticilik yaptım. Pofosyonel yöneticilikten firma ortaklığına 2001&#8242;de kurduğumuz şirketle adım attık. En büyük iç giyim firmalarından biri olan  Fruit of the Loom markasına çok büyük adetlerde ürettik. 30 dolayında ülkede üretim yaptıran bu şirketin &#8220;dünyanın en iyi tedarikçisi&#8221; ödülünü aldık. Ancak 2004-2005 dönemde doların hızla değer kaybetmesi nedeniyle ABD&#8217;ye üretim yapmanın imkansız hale geldi. Narkonteks&#8217;i kurduk ve rotasını Euro bölgesine çevirdik&#8221; diye konuştu. Narkonteks&#8217;in ilk işletmesinin Gaziemir&#8217;de olduğunu vurgulayan Narbay, &#8220;Orada sadece alıcıların talebine göre üretim yapıyorduk. Yine her şeyi biz tedarik ediyorduk ama tasarım onlara aitti ve hazır bir pazarları vardı. Yani bir anlamda biz kapasite satıyorduk. Zaman içinde kendi tasarımlarımızı ve koleksiyonlarımızı da oluşturduk. Ama en önemlisi bir sistem kurduk ve aslında şu an biz bunu satıyoruz. Artık çok küçük adetlerde, çok çeşitli üretim, tasarım yapma, Ar-Ge ile innovatif ürünler geliştirme kabiliyetine sahibiz&#8221; dedi</p>
<p><strong>ÜRÜNLER DOĞRUDAN MAĞAZAYA TESLİM</strong></p>
<p>&#8216;Full paket program&#8217; anlayışı çerçevesinde ürünü müşterinin lojistik merkezlerine değil mağazasına kadar götürdüklerine dikkat çeken Narbay, &#8220;Böylelikle onlar sadece pazarlama faaliyetlerine odaklanma fırsatı buluyorlar. Tek yapmaları gereken bizim koleksiyonumuzu inceleyip, ürünleri seçip, bize teslim tarihi ve yerini bildirmeleri. Bu yapı müşterilerimizi tasarım, dağıtım ve çeşitli genel giderlerden de kurtarıyor ve sadece ürün bazında maliyet değil toplam maliyet avantajı sağlıyor. Avrupa&#8217;nın pek çok bilinen markasına üretim yapıyoruz. Avrupa&#8217;nın hemen her yerinde 2 bin 500&#8242;e yakın noktaya servisimiz var. Geçen yıl 15 milyon dolar dolayında ihracat yaptık. Bu yıl hedefimiz bu rakamı yüzde 10 artırmak&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Türkiye&#8217;de inovasyon denince akla daha çok ürün geliştirmenin geldiğini anlatan Narbay, &#8220;Biz inovasyonu bu şekilde algılamıyoruz. İnovasyonu ürünle, tasarımla, sistemle sınırlayamazsınız. Bu bir bakış açısı. İnsan kaynakları, pazarlama, dağıtım, bilgi işlem ve iletişim altyapınızda, finansman yönetiminizde yapacağınız değişiklikler de sizi farklılaştıracaktır. Eğer başka hiçbir şey geliştirmiyorsanız, üründe farklılaşmak rekabet koşullarının giderek ağırlaştığı günümüzde size üstünlük sağlamaz. Biz tüm süreçlerde farklılaşmaya çalışıyoruz. Örneğin pazarlamada, yurtiçinde bir ürünü bile 24 saat içinde teslim edecek bir lojistik altyapısına sahibiz. Böylece mağazaların en az stokla ürün satabilmelerini sağlıyoruz. Bu hizmet sayesinde mağazalar 1-2 haftalık stokla ürünlerimizi döndürebiliyorlar. Çünkü biliyorlar ki talep etmeleri halinde o ürün 24 saat içerisinde ellerinde olacak&#8221; dedi.</p>
<p>Farklılaşma konusunda bilgi teknolojilerini de etkin olarak kullandıklarını belirten Narbay, &#8220;Yabancı müşterilerimizin verdiği ya da iç pazarda satış temsilcilerimizin aldığı siparişler otomatik olarak sisteme giriyor. Bütün süreçler insan eli değmeden satın almacılarımıza kadar gidiyor, satın almacılarımız sadece belirlenmiş tedarikçiden al komutunu veriyorlar. İşletme içinde ürünün hangi aşamada olduğu saniye saniye izlenebiliyor. Bu da bütün süreçleri takip ve kontrol edebilmemizi, iyileştirme çalışmaları yapabilmemizi sağlıyor. Ölçemezseniz geliştiremezsiniz. İnsan kaynakları için öneri sistemini geliştirdik. Çalışanlarımız yeni ürün, verimlilik, tasarruf gibi konularda öneri yaptıkça hediye kazanıyorlar. Sık sık personelimize yönelik sağlık, kişisel gelişim konularında programlar hazırlıyoruz. Bunlar da verimlilik ve kaliteye olumlu yansıyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>TERLETMEYEN ÇAMAŞIR VE HAŞERE KOVAN PİJAMA</strong></p>
<p>Süreçlerde olduğu gibi doğal olarak üretimde de inovasyonun kendileri için vazgeçilmez olduğunu ifade eden Narbay, şöyle konuştu: &#8220;Çok özel iplikler kullanıyoruz ve çok özel kumaşlar üretiyoruz. Bunlardan da inovatif ürünler oluşturuyoruz. Bu konuda en önemli sıkıntımız taklitçilik. Tüm yasal girişimleri yapsanız ve her türlü tedbiri alsanız da taklitle mücadele çok zor. Mevcut inovatif ürünlerimiz pazardan yoğun talep görüyor. Bunlardan biri termal ürünler. İnsanlar kışın yünlü iç çamaşırları tercih eder. Fakat yün iç çamaşırları teri emer ancak hızlı buharlaştıramaz .Bu nedenle sık sık değiştirmezseniz bir süre sonra kendi teriniz üşümenize neden olur ve hasta olabilirsiniz. Bizim geliştirdiğimiz termal ürünler ise nemi emiyor ve özel gözenekli yapısı sayesinde çok hızlı şekilde buharlaştırıyor. Kadın ve erkekten sonra çocuklar için geliştirdiğimiz termal ürünler çocuk doktorları tarafından tavsiye edilmeye başlamış bile.&#8221;</p>
<p>Black Spade&#8217;in yenilikçi ürünlerinden biri de sivrisinek kovucu tişört ve pijamalar. Bu ürünlerde Dünya Sağlık Örgütü tarafından izin verilen permitrin adlı madde kullanılıyor. Bu madde insan tarafından algılanmayan ama haşereleri felç eden bir koku yayıyor. Permitrin 20 yıkamaya kadar etkisini sürdürüyor.</p>
<p><strong>TÜM ŞİRKET AR-GE EKİBİ GİBİ</strong></p>
<p>Üretimi Buca Giyim Organize Sanayi Bölgesi&#8217;ndeki (BEGOS) 7 bin metrekare kapalı alanda kurulu tesislerinde gerçekleştiren Narkonteks 300 kişiyi istihdam ediyor. Toplam cirosu 20 milyon dolar olan şirket bunun  yüzde 20&#8217;sini iç pazardan, yüzde 80&#8242;ini ihracattan elde ediyor. İnovatif ürünlerin hepsinin Ar-Ge departmanları tarafından geliştirildiğine dikkat çeken Narbay, &#8220;5 kişilik bir Ar-Ge ekibimiz var fakat üretimdeki mühendislerimiz başta olmak üzere öneri sistemi sayesinde tüm personelimiz tarafından destekleniyor. Sadece ürünleri değil sistemimizi de geliştirmek için yurtdışı yayınları takip ediyoruz, bizden ileri firmaları inceleyip, neleri doğru yaptıklarını gözlemliyoruz. Öğrenme sürecimiz devam ediyor. Algılarımız sürekli açık&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>EN ÖNEMLİ KATMA DEĞER MARKA</strong></p>
<p>Kendi markalarını oluşturmaya 2007 yılında karar verdiklerini anlatan Narbay, &#8220;Bunu yapmayanların yaşama şansı olmayacak&#8221; diyor. 10 yıl sonra marka sahibi olmayan çok firmanın yoluna devam edebileceğini savunan Narbay&#8217;a göre, marka, katma değeri yükseltmenin en önemli yolu. Narbay, görüşlerini şöyle özetliyor: &#8220;Bir kilogram pamuğu 2 dolara satabilirsiniz, bu pamuk iplik olunca fiyatı 3.5-4 dolarlara, 1 kilogram kumaşın fiyatı ise 6-7 dolara çıkar. Standart bir giyim ürünü yaptığınızda ise bunun kilogramı 30-35 dolara satabilirsiniz. Fakat 1 kilogram markalı üründe bu rakam birkaç yüz dolarlardan binlerce dolara  kadar bile çıkabilir. Bu rakamlar arasındaki farklar yaratılan katma değeri gösteriyor.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2&amp;p=1707</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mikro alemde gelecek yolculuğuna devam…</title>
		<link>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1702</link>
		<comments>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1702#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 10:03:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünyadan Gelişmeler]]></category>
		<category><![CDATA[Nano Teknoloji Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nanoteknolojinedir.com/?p=1702</guid>
		<description><![CDATA[Nanoteknoloji insan hayatına yapacağı muazzam katkı potansiyeli kadar muazzam tehdit potansiyeli de taşıyor. Bu teknolojiyi insanları kontrolde kullanabilecek neo-faşist bir kara-ütopia devleti düşünün mesela.
Zerre miskal iyilik, zerre miskal kötülük
40 yıl önce 40 yıl sonra &#8211; II
‘’George Whitesides’ı bulmak oldukça zor’’ diyor Smithsonian’dan Michael Rosenwald. ‘’Hatta George Whitesides’ın kendisi de aynı zorluğu yaşıyor.’’. Cebinde nerde olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/08/salgı.bmp"><img class="alignleft size-full wp-image-1703" title="salgı" src="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/08/salgı.bmp" alt="" /></a>Nanoteknoloji insan hayatına yapacağı muazzam katkı potansiyeli kadar muazzam tehdit potansiyeli de taşıyor. Bu teknolojiyi insanları kontrolde kullanabilecek neo-faşist bir kara-ütopia devleti düşünün mesela.</p>
<p><strong>Zerre miskal iyilik, zerre miskal kötülük</strong></p>
<p><strong>40 yıl önce 40 yıl sonra &#8211; II</strong></p>
<p>‘’George Whitesides’ı bulmak oldukça zor’’ diyor Smithsonian’dan Michael Rosenwald. ‘’Hatta George Whitesides’ın kendisi de aynı zorluğu yaşıyor.’’. Cebinde nerde olduğunu belirten bir zarf taşıyormuş bu sebeple. ‘’Nerde olduğumu hatırlamak istediğimde zarfı çıkarıp bakıyorum’’ diyor. Şu anda cebinde olan zarfta son ziyaret trafiği şöyle: Boston, Abu Dabi, Mumbai, Delhi, Basel, Cenova, Boston, Kophenag , Boston, Seattle, Boston, Los Angeles ve Boston. ‘’Niye çok Boston var?’’ diyeceksiniz. Adamımızın eşi ve evi Boston’da da ondan.</p>
<p>Harvard Üniversitesinde kimya profesörü olan Whitesides’ı böyle dünyanın dört bir köşesinde özel kılan, biyolojiden psikolojiye, mühendislikten fiziğe geniş ilgi alanı ve özellikle de son zamanlarda nanoteknoloji alanında yaptıkları.</p>
<p>Dünkü mektubumda 40’ncı yılını kutlayan Smithsonian dergisinin 2050 yılının dünyasına atıfla ‘’gelecek 40 yıl ile ilgili 40 şey’’ dosyasında yolculuğa çıkmış ve mikroalemde dolaşırken mola vermiştik.</p>
<p><strong>Mikro alemde gelecek yolculuğuna devam…</strong></p>
<p>‘’<strong>Nano</strong>’’ Yunancada ‘<strong>cüce</strong>’ demek. Nanoteknoloji, büyüklüğü 1 nanometre (metrenin milyarda biri) ile 100 nanometre arasındaki ebatta eşya üreten araştırma yapan bir bilim. Fikir vermesi için diyorum normal incelikte bir kağıdın kalınlığı 100 bin nanometre. İnsan gözünün görebildiği en küçük şey olan kılın çapı da aşağı yukarı 100 bin nanometre. Kılı kırk değil 100 bin yaran insanlar var karşımızda ve insan soyunun bundan sonraki geleceğine ciddi anlamda tesir edecek bir çalışmayı sabırla büyütüyorlar.</p>
<p>1 nanometre büyüklüğünde bir şeyi görmek 1981 yılına kadar imkansızdı. <strong>IBM</strong> uzmanları ‘<strong>’taramalı tünelleme mikroskobunu</strong>’’ geliştirinceye kadar. Normal mikroskoplar, mercekle görünen şeyi daha büyük görmemize yardım ediyor. Tünelleme mikroskobu ise, körlerin kitap okuması gibi çok küçük millerle çıkıntıları tarayarak bir görüntü oluşturuyor.</p>
<p>Bunu gerçekleştirenler hızlarını alamadılar ve 5 yıl sonra bu kez atomik mikroskobu ürettiler ve Nobel ödülü kazandılar. Helal olsun. Bunda küçük mil, atomlar arasındaki elektriklenmeleri okuyor ve mikroskop da bu elektrik bilgiyi görüntüye çeviriyor. Böylece insan soyu atomik dünyayı temaşa edebilir hale geldi.</p>
<p><strong>İncir çekirdeğini doldurmayacak güç!</strong></p>
<p>Ve eşya ile ilgili bilgimiz de alt üst oldu haliyle. Aşağılarda atomik dünyada bambaşka bir alem, kendi kuralları içinde devinim halinde. Mesela cam yalıtkandır. Elektriği iletmez. Ama nano dünyada camı oluşturan moleküller arasında muazzam bir elektrik alışverişi var. Sapsarı altının moleküler dünyasına indikçe parçacıklar kırmızı ve mavi renkte gözüküyor.</p>
<p>Whitesides kitabına, ‘’Nano dünyadaki bu  farklılıkları keşfetmek olağanüstü çekici. Ve bunu kullanmak dünyayı değiştirebilir.’’ diye yazdı. Nanoteknoloji dünyayı çok derinden değiştirmeye başladı bile.</p>
<p>Bilimadamları nanotüpler geliştirdi mesela. Bilinen en sağlam materyal. Çelikten 100 kat daha sağlam, aynı büyüklükte çeliğin 8’de biri ağırlığında. Nano partiküller ürettiler, biyomedikal görüntü alımında kullanılıyor. Nano kablolar ürettiler. 10 – 100 nanometre genişliğinde silikon iplikçikler.  Sıcağı elektrik enerjisine çevirebiliyor. Elektronik üreticileri şimdi bu teknolojiyi kullanarak, ürettiği sıcağı israf etmeyerek yeniden enerjiye çevirebilen laptoplar, arabalar için harekete geçmiş durumda.</p>
<p><strong>Zerre miskal iyilik, zerre miskal kötülük</strong></p>
<p>Her teknolojik imkan aynı ölçüde de risk barındırır. Nanoteknoloji insan hayatına  yapacağı muazzam katkı potansiyeli kadar muazzam tehdit potansiyeli de taşıyor. Bu teknolojiyi insanları kontrolde kullanabilecek neo-faşist bir kara-ütopia devleti düşünün mesela. Ya da tükettiğimiz ürünlere kattığı casus nano robotlarla bizi esiri yapan şirketleri… İnsanoğluna insan kızına irade verilmiş. İlimle cennetin kapılarını da açabilir, aynı ilim cehennemin alevlerini de saçabilir. Nasıl ve ne amaçla kullandığına bağlı… Ya da şimdi boşverin şimdi biz işin olumlu yanına bakalım, diğer yönünü başka bir vesileyle konuşuruz.</p>
<p>2008 verilerine göre 1000’i aşkın üründe nanoteknoloji kullanımı başlamış durumda. Buharlanmayan gözlük camından, hafıza kartlarına kadar envai ürün. Koskoca Türkiye toplamda bu teknolojiye ne kadar para yatırıyor bilmiyorum ama mesela bugüne kadar yüzlerce nanoteknoloji ürününe patent alan IBM şirketi, milyarlarca dolarını bu konudaki araştırmalara harcıyor.</p>
<p>Bizim üniversitelerimizin vatan – millet – siyaset ve rektör-dekan seçimi gibi büyyük meselelerden, böylesine ‘’incir çekirdeğini doldurmayacak’’ nano mevzulara vakti kalıyor mu merak ediyor, öğrenmek istiyorum.</p>
<p><strong>Doktor parçacıklar</strong></p>
<p>Bakın mesela bilimadamları doğru ölçekte ilacı vüdumuzun mikro alemi içinde taşıyıp sadece tümörlü hücreyi öldürecek ve etrafındaki başka hiçbir hücreye dokunmayacak nano parçacıklar geliştirme yolunda önemli mesafe kattetiler. Mesela sudaki metalik toksik parçaları tespit eden casus partiküller üretmeye çalışıyorlar. Ve gelecekte su filrtresi olarak kullanılacak bunlar&#8230;</p>
<p>Akla gelebilecek her alanda kullanılabilir. Mesela boyalara duvar malzemesine katılarak, evin içine oksijen alan dışarı karbondioksit vererek cam açma ihtiyacını ortadan kaldıran, ya da yazın sıcak havayı kışın soğuk havayı bloke eden nano partiküller geliştirilecek. Elbise kumaşlarından kokuyu önleyen, terlemeyi azaltan nano partiküller…</p>
<p>Moleküler tepki ve itmelerin sırrını çözerek eşyanın hareketine yeni bir boyut getiriyorlar. Havada boşlukta duran sandalyeler arabalar için inanılmaz yoğun bir çabayla çalışıyorlar. Kimyasal silah da dahil silahlara dayanıklı asker elbisesi üretemeye uğraşıyorlar.  Daha yakınlarda Hewlett-Packard laboratuvarları Shell petrol firması işbirliği ile, nano teknoloji kullanarak yer altında petrolü kuyu kazmadan tespit edebilen ultra duyarlı bir cihaz geliştirdiğini duyurdu.</p>
<p>Nanoteknolojinin geleceği sonsuz bir fırsatlar ülkesi…</p>
<p><strong>Google gibi basit, Google kadar derin</strong></p>
<p>İşte George Whitesides’ın biyolojiden kimyaya, fizikten mühendisliğe, psikoloji ve tıbba kadar geniş ilgi alanının sebebi bu. Çünkü nanoteknolojinin girmediği bir alan yok. Bu muazzam çeşitlilik ve karmaşa içinde en büyük takıntısı ise basitlik. Smithsonian kendisine ‘’basitlikten kastın ne?’’ diye soruyor. Cevap: Google. Dünyanın her bilgisine birkaç saniye içinde ulaşmayı sağlayan muazzam motorun görüntüsü inanılmaz sade. Bir küçük pencere ve birkaç link.</p>
<p><strong>Pul kadar tıbbi tahlil laboratuvarı</strong></p>
<p>Whitesides’ın elinde tuttuğu küçük pul çok etkileyici, bahsetmezsem olmaz. Nano teknoloji ürünü bu pul kadar pul aslında bir laboratuvar. Belirli sayıda hastalığı anında teşhis edebiliyor. Bu pula, hastanın idrarını ya da kanını damlatıyorsunuz o da her hastalığa verdiği farklı renkli tepkiyle hangi hastalıktan olup olmadığını söylüyor.  Whitesides özellikle yetişmiş eleman yetersizliği olan gelişmekte olan ülkelerde büyük bir açığı kapatacağına inanıyor bu nano laboratuvarın.</p>
<p><strong>Geleceğin dünyasında işsizler doktorluk yapacak</strong></p>
<p>‘’Herkes için Teşhis’’ adlı kar amacı gütmeyen bir organizasyon kurmuş Whitesides. Amacı fakir ülkelere bu teşhis teknolojisini taşımak.</p>
<p>İşte Whitesides gelecek ile ilgili olarak doktorlarımızı laborantlarımızı ve sağlık çalışanlarımızı ürpertecek şu kehanette bulunuyor: ‘’Bence geleceğin sağlık çalışanı  doktor değil. 18 yaşında ya da başka bir iş bulamamış kişidir. Elinde sadece iki şey var. Biri bu tür testler ve kan örneği alabileceği neşterlerle ile güvenliğini sağlamak için bir kaleşnikof’’. Sorun çözmeyi sevdiğini söylüyor Whitesides. Zaten nano dünyayı da bu her sorunu çözme potansiyeli nedeniyle çok seviyor.</p>
<p><strong>Virüsler elektrik üretecek</strong></p>
<p>Nano teknolojiden çıkmadan önce sizinle birini daha tanıştırmak istiyorum. Kimyacı Angela Belcher. Kendisi MIT’de profesör. Laboratuvarında muazzam işler yapıyor. Mesela nano teknoloji kullanarak kredi kartı büyüklüğünde olup da aylarca bitmeyecek pil geliştiriyor. İstiridye kabuğundan kopya çekmiş. ‘’Biyolojide materyalin nasıl üretildiğiyle fane halde ilgiliyim’’ diye gülüyor.</p>
<p>Bu deniz canlıları, kalsiyum karbonattan üretiyor kabuklarını.  Nasıl oluyor da proteinle karıştırdıkları bu yumuşak materyalden böylesi nerdeyse kırılamaz sertlikte bir kabuk üretebiliyorlar? Ve çalışmaya başladıkça M13 adlı virüsü keşfediyor. Bu virüs kendiliğinden moleküler ince bir ağa dönüşüyor. Bazı ağlar kobalt oksit ve altından. Böylece pilin negatif kutbu oluyor. Diğerleri, demir fosfat, böylece pozitif kutup oluyor. Birkaç nanometre uzunluğundaki bu ultra ince kablolar birleşince, bugünkü birçok elektronik üründe kullanılan lityum-iyon piller için kullanılabilir yüksek güçlü elektrota dönüşüyor. Virüsten elektrik çıkarmak, taştan su çıkarmaktan daha kolay yani.</p>
<p>Önemsiz bir detay gibi gelebilir ama ABD Başkanı Barack Obama bile laboratuvarına kadar gidip kutlamış, destek vermiş. O ise ayağına kadar gelen ABD başkanına cüzdanında taşıması için elementlerin periyodik cetvelini hediye etmiş. Çam sakızı çobanın armağanı… </p>
<p><strong>‘’Hayrola bugün çok enerjiksin’’</strong></p>
<p>Smithsonian’ın gelecek dünyasında dolaşmaya devam ediyorum. Hayati unsurlarını anı anına takip eden sensorlu üniforma giyen asker… Kalp hastaları için ekranı olan kalp üzerine yara bantı gibi yapıştırılan kullan-at EKG cihazı.  Dişe monte edilen cep telefonu… Anladığım kadarıyla münasip her yerimize monte edilebilecek daha envai elektronik cihaz için harıl harıl çalışıyorlar.</p>
<p>Mesela bilgisayar ekranı gibi lensler düşünün. ‘’Terminatör’de gördük kardeşim’’ diyeceksiniz. Hah işte artık sadece California Valisi değil isteyen herkes böyle görebilecek. Baktığın adamın boyu, kilosu, nüfusa kayıtlı olduğu il, tuttuğu takım, maaşı (Evet, Türküm) anında gözlerinin önünden akacak. </p>
<p>Washington Üniversitesinden Babak Parviz, içinde bilgileri alması için küçük bir radyosu da olan böylesi bir lensin prototipini geliştirdi bile. Ses tanıyan akıllı telefon özelliği de eklendiğinde, karşınızdaki konuştuğunda sözlerini alt yazı ile gözlerinizin önünde göreceksiniz. Özellikle sağırlar için bunun anlamını biliyor musunuz?</p>
<p>Ancak bütün bu cihazların bugüne kadar muazzam bir engeli vardı: enerji.</p>
<p>Aynı zamanda GPS ve Interneti de yöneten ABD Savunma Bakanlığı bünyesindeki DARPA, MIT Üniversitesi bünyesinde 2005 yılında başlattığı araştırmada, bu küçük cihazlara potansiyel bir enerji kaynağı buldu: İnsan bedeninden çıkan enerji. </p>
<p>İnsan bedeni sıcaklığıyla termal enerji üretiyor. Hareket ve titreşimlerimizle kinetik enerji üretiyoruz. Her ikisi de elektriğe dönüştürülebilir. MIT’den Anantha Chandrakasan ve eski öğrencisi Yogesh Ramadass’ın üzerinde çalıştığı proje tamamlandığında yürüdükçe ya da başımızı çevirdiğimizde bile ortaya çıkan enerjimiz elektriğe dönüşebilecek.</p>
<p>Columbia Üniversitesi bilgisayar bilimleri profesörü Steven Feiner, 2050 yılında vücudumuzun içine monte edeceğimiz elektronik cihazların bizi sadece görsel veriye garketmekle kalmayacağını aynı zamanda bilgisayarvari ses ve algı düzeyi kazandıracağını da vurguluyor.</p>
<p>‘’Bununla beraber birçok insanın bu teknolojiyi tercihlerine göre kullanacağını düşünüyorum’’ diyor Feiner, ‘’Mesela ormanda yürürken bazı insanlar baktıkları ağacın adını bilgilerini gözlerinin önünde görmek isteyecek. Bazıları ise alıcılarını kapalı durumda tutarak yürüyüp geçecek.’’</p>
<p>Laboratuvar milletinin insanları görüldüğü yerde hürmet edilmesi gereken insanlar. Genç kardeşlerime (gençlere tavsiyede bulunacak yaşlara da geldik, hadi hayırlısı) bir kez daha hatırlatayım. Bilimin zevkli ve derin dünyasına kapalı yaşamayın. Başdöndürücü bir çağa giriyoruz. Bütün taşlar yerinden oyanayacak. Bunun öncüsü olmak gibi muazzam bir fırsata sahipsiniz. Kaçırmayın!</p>
<p>İnanın o kadar zor değil. Ahbabım, kaçık İngiliz bilimadamı Magnus Pyke’tan aldığım ilhamla işin bütün sırrını da vereyim(bak sen!): Bükülebiliyorsa biyoloji, kokuyorsa kimya, oynatamıyorsanız fizik ve hiçbir halt anlamıyorsanız Matematiktir. Hadi kolay gelsin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2&amp;p=1702</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni ve Gelecek Vadeden Meslekler</title>
		<link>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1699</link>
		<comments>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1699#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 09:58:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek Vadeden Meslekler]]></category>
		<category><![CDATA[Nanoteknoloji Mühendisliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nanoteknolojinedir.com/?p=1699</guid>
		<description><![CDATA[Nanoteknoloji Mühendisliği 
Nanoteknoloji, maddeyi atomik ve moleküler seviyede kontrol etme bilimidir. Genel olarak malzemelerin atom atom ya da molekül molekül işlenmesi, ayrılması, birleştirilmesi ve bozulmasıdır. Maddenin nano boyutta kütle halinden farklı özellikler göstermesi, kütle halinde iken bir başka maddeyle reaksiyona girmeyen bir maddenin nano boyutta tam tersi özellik göstermesi nanoteknoloji bilimini önemsetmektedir. 1 nm, metrenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/08/sabanci-universitesi-nden-enerji-yarismasi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1700" title="sabanci-universitesi-nden-enerji-yarismasi" src="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/08/sabanci-universitesi-nden-enerji-yarismasi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Nanoteknoloji Mühendisliği </strong></p>
<p>Nanoteknoloji, maddeyi atomik ve moleküler seviyede kontrol etme bilimidir. Genel olarak malzemelerin atom atom ya da molekül molekül işlenmesi, ayrılması, birleştirilmesi ve bozulmasıdır. Maddenin nano boyutta kütle halinden farklı özellikler göstermesi, kütle halinde iken bir başka maddeyle reaksiyona girmeyen bir maddenin nano boyutta tam tersi özellik göstermesi nanoteknoloji bilimini önemsetmektedir. 1 nm, metrenin milyarda biridir.</p>
<p>Fizik, malzeme, elektronik, kimya, biyoloji gibi bilim dallarında nanoteknoloji çalışmaları yapılmaktadır. Nanoteknolojinin tıp, elektronik, bilişim, iletişim, savunma, uzay, malzeme, çevre, kimya, tekstil, gıda ve enerji üretimi gibi alanlarda uygulanma potansiyeli vardır. Dünyada nanoteknoloji alanındaki araştırmalar; ABD, AB, Japonya, Çin, G. Kore eksenli olarak yoğunlaşmıştır. Ayrıca Tayvan, İsrail, Kanada, Rusya ve Singapur’da da önemli çalışmalar yapılmaktadır.</p>
<p>Ülkeler nanoteknolojiye çok büyük miktarda yatırımlar yapmaktadırlar. Nanoteknolojiyle üretilen ürünler hızla yaşamımıza girmektedir. Kişisel bakım ürünleri, cam, seramik, LED televizyonlar, tekstil ve tıbbi sağlık malzemeleri nanoteknolojiyle üretilerek kullanıma sunulmaktadır. Türkiye de Bilkent, İTÜ, ODTÜ, Sabancı Üniversiteleriyle TÜBİTAK Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsünde kurulan Nanoteknoloji Araştırma Merkezlerinde önemli çalışmalar yapılmaktadır.</p>
<p>Nanoteknoloji Mühendisliği yakın geleceğin en popüler mesleklerinden biri olmaya adaydır. Ancak Türkiye de henüz hiçbir üniversitede mevcut olmamakla birlikte Malzeme, Metalürji, Fizik, Biyoteknoloji ve Kimya Mühendisliklerinde okuyanlar, öğrenci değişim programları vasıtasıyla yabancı üniversitelerin Nanoteknoloji Mühendisliği bölümlerine geçebilirler.</p>
<p><strong>Endüstriyel Tasarım Mühendisliği</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2&amp;p=1699</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kuveyt’in suyuna İzmir’den arıtma</title>
		<link>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1696</link>
		<comments>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1696#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 09:56:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[life2o]]></category>
		<category><![CDATA[nano teknoloji su arıtma cihazı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nanoteknolojinedir.com/?p=1696</guid>
		<description><![CDATA[İzmirli mühendis Bora Akgerman, geliştirdiği nano teknoloji su arıtma cihazı “life2o” ile Kuveyt’te devlet kurumları için 150 adet arıtma sistemi anlaşması yaptı, diğer ülkelerden de talep geliyor.
İZMİRLİ Yüksek Makine Mühendisi Bora Akgerman, geliştirdiği nano teknolojisi su arıtma sistemi ile Kuveyt piyasasına girdi. BMB Technology üretimi arıtma sistemlerinin Kuveyt Teknoloji Enstitüsü’nde yapılan testleri başarıyla geçmesi sonucu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/08/su-arıtma.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1697" title="su arıtma" src="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/08/su-arıtma-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>İzmirli mühendis Bora Akgerman, geliştirdiği nano teknoloji su arıtma cihazı “life2o” ile Kuveyt’te devlet kurumları için 150 adet arıtma sistemi anlaşması yaptı, diğer ülkelerden de talep geliyor.</strong></p>
<p>İZMİRLİ Yüksek Makine Mühendisi Bora Akgerman, geliştirdiği nano teknolojisi su arıtma sistemi ile Kuveyt piyasasına girdi. BMB Technology üretimi arıtma sistemlerinin Kuveyt Teknoloji Enstitüsü’nde yapılan testleri başarıyla geçmesi sonucu, kurumlara yönelik 150 arıtma sistemi anlaşması yapan Akgerman, 25 katlı Sosyal Güvenlik Kurulu binasına da her kata 2’şerden toplam 50 sistem kurdu.<br />
<strong>6 ayda 1.5 milyon ciro</strong><br />
 Ev ve sanayi tipi olarak ürettikleri sistemlerinin çözüm sunduğunu belirten Akgerman, nano fiber, süper karbon, gümüş karbon, yumuşatıcı, antibakteriyel, kireç önleyici, arsenik ve endotoksin teknolojileriyle insan sağlığına zararlı ne varsa arıttıklarını, ürün kaliteleriyle Kuveyt’in de tercihi haline geldiklerini söyledi. Sözkonusu ülkenin yanısıra Belçika ve <a title="İran" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/iran/" target="_blank">İran</a>’a da ihracat yapan firmalarına en büyük talebin İsviçre’den geldiğini belirten Akgerman, “2009 ciromuz 650 bin dolardı. 2010’un ilk 6 ayında 1.5 milyon dolara çıktık” dedi.</p>
<p><strong><a title="ÇİN" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/Çin/" target="_blank">ÇİN</a>’E DİKKAT</strong></p>
<p>Türkiye’de ürünlerinin çoğunlukla mağazalar aracılığıyla tüketiciyle buluştunu belirten Akgerman, <a title="Çin" href="http://www.hurriyet.com.tr/index/Çin/" target="_blank">Çin</a> malı ürünlerin çoğunun defolu veya atık malzemeden yapıldığını anlattı, “Bu yüzden çok ucuz olmaları yanında, insan sağlığı için sakıncalı” diyerek uyardı. Akgerman, “BMB Technology olarak ürünlerimizde kaliteyi ucuza satmayı hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2&amp;p=1696</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu sistemle suçlulara kaçış yok</title>
		<link>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1693</link>
		<comments>http://nanoteknolojinedir.com/?p=1693#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 12:18:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Nano Teknoloji Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Nano Teknoloji Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[ışık saçarak parmak izini ortaya çıkarıyor]]></category>
		<category><![CDATA[nanopartiküller]]></category>
		<category><![CDATA[parmak izi]]></category>
		<category><![CDATA[parmak izi transfer ajanları]]></category>
		<category><![CDATA[parmak izinde nanoteknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[suçlulara ait parmak izini]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://nanoteknolojinedir.com/?p=1693</guid>
		<description><![CDATA[Türk araştırmacılar, suçlulara ait parmak izini, çeşitli nedenlerle yok olması halinde bile tespit edebilen dünya genelinde ilk kez uygulanan nanoteknoloji tabanlı bir yöntem geliştirdi.
Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Kimya Bölümü laboratuvarlarında geliştirilen ve sprey şeklinde ortama sıkılan nanopartiküller, ışık saçarak parmak izini ortaya çıkarıyor.
Toksik madde barındırmadığından sağlığa zarar vermeyen nanopartiküller, ayrıca kolay kullanımı, güvenilirliği ve ucuzluğu ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/08/parmak-izi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1694" title="parmak-izi" src="http://nanoteknolojinedir.com/wp-content/uploads/2010/08/parmak-izi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Türk araştırmacılar, suçlulara ait parmak izini, çeşitli nedenlerle yok olması halinde bile tespit edebilen dünya genelinde ilk kez uygulanan nanoteknoloji tabanlı bir yöntem geliştirdi.</strong></p>
<p>Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Kimya Bölümü laboratuvarlarında geliştirilen <a onmouseover="showAd('26885','101217','44bf6a02' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ve</strong></span></a> sprey şeklinde ortama sıkılan nanopartiküller, ışık saçarak parmak izini ortaya çıkarıyor.</p>
<p>Toksik madde barındırmadığından sağlığa zarar vermeyen nanopartiküller, ayrıca kolay kullanımı, güvenilirliği ve ucuzluğu <a onmouseover="showAd('26913','101224','61708e13' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>ile</strong></span></a> dikkati çekiyor.</p>
<p>HÜ Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adil Denizli, Deniz Türkmen, Dr. Lokman Uzun ve Veyis Karakoç&#8217;dan oluşan grup parmak izi tayininde kullanımı hedeflenen nanopartikül çalışmalarına ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>Parmak izinin, parmakların birinci boğumundan başlayan ve tırnak dibine kadar olan bölgedeki papil hatlarının üzerinden, vücutça salgılanan biyolojik sıvının çıkması ve cisimler üzerine bulaştırılmasıyla oluştuğunu anlatan Denizli, “Aynı yumurta ikizlerinin parmak izlerinin bile tam olarak aynı olmadığı düşünüldüğünde parmak izinin önemini ortaya çıkaracaktır. Bu nedenle <a onmouseover="showAd('26807','103748','d1ef58af' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>olay</strong></span></a> yerinde bırakılan parmak izi, suçluya ulaşma yolundaki en önemli kanıtlardan biri” dedi.</p>
<p><strong>150 ÇEŞİT MADDE ORTAMA BIRAKILIYOR</strong></p>
<p>Prof. Dr. Adil Denizli günümüzde kullanılan parmak izi transfer ajanlarının tamamının parmak izinde bulunan amino asitleri tayin <a onmouseover="showAd('26808','101219','5876ca4e' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>için</strong></span></a> kullanıldığını dile getirdi.</p>
<p>Parmak izinin ortama 150 çeşit madde bıraktığını anlatan Denizli, mevcut parmak izi tahlillerindeki maddelerin toksik etkisinin bulunduğunu ve bu yöntemlerin kısmen görünen parmak izlerini tayin edebildiğini belirtti. Profesör Denizli görünmeyen parmak izlerinin tayininde ciddi sorunlar olduğunu söyledi.</p>
<p>Mevcut sistemlerin toksik özellikleri nedeniyle sağlık için ciddi sorunlar yarattığının bilindiğini kaydeden Denizli, ayrıca mevcut yöntemlerle ortama yağmur yağması, şiddetli rüzgar yada buna benzer durumlarda parmak izlerinin tayininin de zor olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>SUÇLU PARMAK İZİNİN TAYİNİNDE NANOTEKNOLOJİ İŞ BAŞINDA</strong></p>
<p>Prof. Dr. Denizli, Biyokimya Anabilim Dalı olarak, yürüttükleri <a onmouseover="showAd('25378','100304','b3c10776' ,event);clearAdInterval_();" onmouseout="hideAd();" name="aspx1" target="_blank"><span><strong>proje</strong></span></a> kapsamında krıminal olaylarda parmak izi transferi için floresan özelliği olan nanopartikülleri geliştirdiklerini bildirdi.</p>
<p>Sentezlenen nanoteknolojik özellikli partiküllerin parmak izinde bulunan amino asitlerle seçici olarak etkileşime girdiğini ve floresan özelliği sayesinde parmak izlerini kolaylıkla görünür hale getirdiğini belirten Denizli, şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Sistem, işleyiş mekanizmasıyla moleküler düzeyde yüksek seçicilikte etkileşime sahip ve uygulaması oldukça kolay. Proje kapsamında üretilen nanopartiküllerin değişik boyalarla kullanılmasının yanında polimerlerin de değişik fonksiyonel gruplar içermesini planlanmış.<br />
Çalışmamızda sentezlenen partiküllerin en önemli özelliği, sağlık için bir risk oluşturmaması. Bunun yanında değişik yüzey özellikleri için kolaylıkla modifiye edilebiliyor olmaları ve tayin işleminin, mevcut yöntemlere göre çok çabuk yapılabilmesi de önemli işlevleri arasında yer alıyor. Bütün bunların yanında teknolojinin yerli imkanlarla gerçekleştirilmesi de bir diğer avantaj. Çalışmamızla nanoteknolojinin bir çok sorunun çözümümünde kullanılabileceğini gösteriyoruz.”</p>
<p><strong>“GÖRÜNMEYEN PARMAK İZLERİ DE GÖRÜNÜR OLUYOR”</strong></p>
<p>Hazırlanan sprey şeklindeki nanopartiküllerin şüpheli ortama sıkıldığında, yağmur gibi bir nedenle görünmeyen parmak izlerini de görünür hale getirebildiğini belirten Denizli, “Bu işlem sırasında nanopartiküllerin floresan özelliğinden yararlanıyoruz ve bu parmak izleri ışık verildiğinde renkleniyor” dedi.</p>
<p>“Nano Partiküllerle Parmak İzi Tayini” projelerinin Sanayi Bakanlığı tarafından yürütülen Teknogirişim projeleri kapsamında da destek aldığını dile getiren Denizli, ayrıca HÜ KOSGEB (Nanoreg Mühendislik) bünyesinde kurdukları şirketlerinin de ticari faaliyetlere başladıklarını kaydetti.</p>
<p>Prof. Dr. Denizli, geliştirdikleri sistemin pek çok özelliğiyle dünya genelinde ilk olma özelliği taşıdığını sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://nanoteknolojinedir.com/?feed=rss2&amp;p=1693</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
